11 Ağustos 2026 · 5 minutes
Masa başında geçirilen uzun saatler, hareketsizlik, tekrarlayan hareketler ve çalışan kişinin ihtiyaçlarına uygun olmayan çalışma düzeni zaman içerisinde fiziksel zorlanmalara yol açabilir.
Boyun, omuz, sırt ve bel bölgesinde hissedilen rahatsızlıklar çalışanların yalnızca fiziksel konforunu değil, günlük iş deneyimini de etkileyebilir. Ağrı veya bedensel gerginlikle çalışmak dikkatini sürdürmeyi zorlaştırabilir, çalışanların gün sonunda daha yorgun hissetmesine neden olabilir ve genel çalışan wellbeing’ini olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle ofis ergonomisi, yalnızca daha rahat bir sandalye veya masa seçmekten ibaret değildir. Çalışanın beden özellikleri, çalışma biçimi, kullandığı ekipmanlar ve gün içerisindeki hareket düzeni birlikte değerlendirilmelidir.
Ergonomi, çalışma ortamının ve kullanılan araçların insanın fiziksel özelliklerine ve çalışma biçimine uygun şekilde düzenlenmesini amaçlayan bir yaklaşımdır.
Ofis ergonomisi kapsamında;
gibi birçok unsur değerlendirilebilir.
Amaç çalışanı tek bir “doğru pozisyonda” saatler boyunca tutmak değil; daha rahat, değişken ve sürdürülebilir bir çalışma düzeninin oluşturulmasını desteklemektir.
Uzun süre masa başında çalışan kişiler farklı bölgelerde bedensel rahatsızlıklar yaşayabilir.
Sık karşılaşılan şikâyetler arasında:
yer alabilir.
Bu şikâyetlerin tek bir nedeni olmayabilir. Çalışma ortamının yanı sıra kişinin fiziksel özellikleri, önceki sağlık sorunları, günlük hareket düzeyi ve çalışma süresi de etkili olabilir. Bu nedenle devam eden veya şiddetlenen ağrılarda uygun sağlık uzmanı değerlendirmesi önemlidir.
Çalışma ortamındaki küçük gibi görünen detaylar gün içerisinde yüzlerce kez tekrarlanan hareketleri etkileyebilir. Ekranın çok aşağıda veya yukarıda olması, sandalyenin çalışan kişinin bedenine uygun olmaması veya uzun süre aynı pozisyonda kalmak zaman içerisinde rahatsızlık hissinin artmasına katkı sağlayabilir. Ergonomik düzenlemelerin amacı bedene binen gereksiz yükü azaltmak ve çalışanın daha rahat bir çalışma düzeni oluşturmasına yardımcı olmaktır. Bu yaklaşım aynı zamanda çalışanların fiziksel sağlık konusunda farkındalık geliştirmelerine katkı sağlar.
Her çalışan için tek bir ideal masa başı düzeni bulunmaz. Ancak bazı temel ilkeler çalışma ortamını daha uygun hâle getirmeye yardımcı olabilir.
Ekranın çalışanın sürekli başını öne, aşağıya veya yana çevirmesini gerektirmeyecek şekilde konumlandırılması önemlidir. Ekranla çalışma mesafesi de kişinin rahat görebildiği ve bedenini öne doğru taşımak zorunda kalmadığı biçimde ayarlanabilir.
Çalışanın ayaklarının desteklenmesi, sırt bölgesinin rahat olması ve masa yüksekliğiyle sandalye arasındaki ilişkinin uygun biçimde düzenlenmesi çalışma konforunu artırabilir. Tek bir sandalye ayarının tüm çalışanlar için uygun olmasını beklemek doğru değildir.
Klavye ve mouse’un çok uzakta bulunması çalışanların sürekli öne uzanmasına neden olabilir. Ekipmanların kolay ulaşılabilir bir konumda bulunması ve bileklerin gereksiz zorlanmasının azaltılması önemlidir.
Yetersiz veya rahatsız edici aydınlatma çalışanların ekrana yaklaşmasına veya farklı pozisyonlarda çalışmasına neden olabilir. Ekran yansımalarının azaltılması ve çalışma alanının yeterli şekilde aydınlatılması günlük konforu destekleyebilir.
Ofis ergonomisinde sık yapılan hatalardan biri gün boyunca korunması gereken tek bir “kusursuz oturma pozisyonu” bulunduğunu düşünmektir. Oysa insan bedeni hareket etmek üzere tasarlanmıştır. Bu nedenle yalnızca doğru oturma biçimine değil, pozisyon değiştirmeye ve düzenli harekete de odaklanmak gerekir. Çalışan zaman zaman oturma biçimini değiştirebilir, kısa süre ayağa kalkabilir, birkaç adım yürüyebilir veya çalışma gününe küçük hareket molaları ekleyebilir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, ergonomik çalışma yaklaşımının önemli parçalarından biridir.
Yoğun çalışma günlerinde çalışanlar saatler boyunca masadan kalkmadan çalışabilir.
Ancak kısa hareket molaları;
Bu molaların uzun olması gerekmez.
Kısa bir yürüyüş, ayağa kalkmak veya uygun basit hareketler yapmak çalışma rutininin içerisine dahil edilebilir. Ancak belirli bir ağrı veya sağlık sorunu bulunan kişilerin egzersiz konusunda bireysel sağlık önerisi alması daha doğru olur.
Fiziksel ve psikolojik wellbeing birbirinden tamamen bağımsız değildir. Gün boyunca devam eden bir rahatsızlık kişinin dikkatinin bir bölümünü sürekli bedensel şikâyetine yöneltmesine neden olabilir. Ağrı veya fiziksel gerginlik yaşayan çalışanlar daha çabuk yorulduklarını, konsantrasyonlarının azaldığını veya çalışma gününün sonunda zihinsel olarak daha zorlandıklarını hissedebilir.
Benzer şekilde yoğun stres de kişinin bedenindeki gerginliği daha fazla fark etmesine veya mevcut rahatsızlıkların daha zorlayıcı hissedilmesine katkıda bulunabilir. Bu nedenle çalışan wellbeing yaklaşımında fiziksel ve psikolojik iyi oluşun birbirini etkileyebilen alanlar olarak değerlendirilmesi önemlidir.
Çalışan wellbeing yalnızca psikolojik destek veya stres yönetimi uygulamalarından oluşmaz.
Fiziksel çalışma ortamı da çalışanların günlük deneyimini doğrudan etkiler.
Bütüncül bir çalışan wellbeing yaklaşımında;
birlikte değerlendirilebilir.
Bu açıdan ergonomi, çalışanların günlük çalışma koşullarını daha sağlıklı ve sürdürülebilir hâle getirmeyi amaçlayan wellbeing uygulamalarından biridir.
Ergonomi danışmanlığında amaç çalışanların çalışma ortamını ve günlük alışkanlıklarını inceleyerek geliştirilebilecek noktaları belirlemektir.
Değerlendirme kapsamında;
ele alınabilir.
Sonrasında çalışma ortamına yönelik uygulanabilir düzenleme önerileri oluşturulabilir.
Danışmanlık bireysel değerlendirme, online görüşme, kurum içi bilgilendirme veya çalışanlara yönelik atölyeler şeklinde yapılandırılabilir.
Hayır.
Ergonomi danışmanlığı çalışma koşullarını değerlendirmeye ve daha sağlıklı alışkanlıklar geliştirmeye yardımcı olabilir ancak tıbbi tanı veya tedavinin yerine geçmez.
Çalışanda;
bulunuyorsa uygun sağlık profesyoneline başvurulması gerekir.
Ergonomi desteğinin sınırlarının açık biçimde belirlenmesi hem çalışan güvenliği hem de hizmetin doğru kullanımı açısından önemlidir.
Ergonomiyi yalnızca çalışanın kendi sorumluluğu olarak görmek doğru değildir.
Şirketlerin de çalışma ortamlarının daha uygun hâle getirilmesinde önemli rolü vardır.
Kurumlar;
Özellikle hibrit çalışma düzeninde çalışanların hem ofis hem de ev ortamındaki çalışma koşullarını düşünmek önem kazanmıştır.
Çalışanların ihtiyaçları yalnızca psikolojik konularla sınırlı değildir. Bu nedenle bütüncül Çalışan Destek Hizmetleri, çalışanların günlük yaşamını etkileyen fiziksel wellbeing konularını da içerebilir. Ofis ergonomisi danışmanlığı; psikolojik destek, sağlıklı yaşam uygulamaları ve farklı çalışan destek alanlarını tamamlayan bir hizmet olarak ele alınabilir. Böylece çalışan wellbeing yalnızca duygusal zorlanmalara yönelik değil, çalışanın günlük çalışma deneyiminin farklı boyutlarını kapsayan daha geniş bir yapı içerisinde desteklenebilir.
ÇADEM Psikoloji olarak çalışan wellbeing’i psikolojik, fiziksel ve sosyal alanların birbirini etkilediği bütüncül bir yapı içerisinde değerlendiriyoruz. Masa başında veya dijital ortamlarda uzun süre çalışan bireylerin günlük çalışma koşullarının fiziksel iyi oluş üzerinde önemli bir etkisi olabileceğini göz önünde bulunduruyoruz.
Çalışan Destek Programlarımız kapsamında çalışanların ihtiyaç duydukları farklı destek alanlarına erişmesini sağlarken fiziksel wellbeing ve çalışma ortamı farkındalığını da çalışan deneyiminin bir parçası olarak ele alıyoruz. Ergonomi desteğinde amacımız tıbbi değerlendirme yerine geçmek değil; çalışanların çalışma alışkanlıklarını ve ortamlarını daha bilinçli değerlendirmelerine, uygun düzenlemeler yapmalarına ve gerektiğinde doğru profesyonel desteğe yönelmelerine katkı sağlamaktır.
Ofis ergonomisi yalnızca masa, sandalye veya ekran yüksekliğiyle ilgili bir konu değildir. Çalışanın gün boyunca nasıl oturduğu, ne kadar hareket ettiği, kullandığı ekipmanlar ve çalışma düzeni fiziksel wellbeing üzerinde birlikte etkili olabilir. Boyun, omuz, sırt ve bel bölgesindeki zorlanmaların azaltılması için çalışma ortamını kişiye uygun hâle getirmek, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve düzenli hareket alışkanlıkları geliştirmek önemlidir.
Şirketlerin ergonomiyi çalışan wellbeing stratejisinin bir parçası olarak değerlendirmesi, daha sağlıklı ve sürdürülebilir çalışma koşullarının oluşturulmasına katkı sağlayabilir. Kapsamlı Çalışan Destek Programlarında ergonomi ve fiziksel wellbeing hizmetlerine yer verilmesi ise çalışanların ihtiyaçlarının yalnızca psikolojik değil, bütüncül biçimde ele alınmasına yardımcı olabilir.